Gezi Jurnalleri 2016

Güz Gezisi 2016

Yavuzhan Danışman’ın kaleminden,

İlk olarak, güz gezilerimizin anlamının diğer gezilerimizden çok daha farklı olduğunu vurgulamakta yarar var. Bu gezi, sıradan bir güz gezisi olmasının yanı sıra, bizim için önemi bir hayli büyüktü, sebebi ise “Boğaziçi Üniversitesi Denizcilik ve Yelken Kulübü” adı altında denize açılıp yelken basacağımız ilk gezi olmasıydı. İçimizdeki bu özel heyecanla 3 Eylül sabahı Marmaris Netsel Marina’da buluştuk.

Bir akşam önceden Marmaris’e varmış olan yaklaşık 15 kişilik bir grubumuz vardı, fakat arkadaşlarımızın çoğunluğu 2 Eylül akşamı Güney Kampüs’ten hareket eden otobüsle sabah saat 8.30’da marinaya vardılar. Koskoca, 64 kişiden oluşan bir gruptuk. Teknelere yerleşmenin ardından kahvaltımızı marinada yaptık. Her tayfanın, alışveriş ekibi ve tekne ekibi olarak ayrıldıktan sonra denize açılmadan önce teknelerimizi neta etmek üzere işe koyulduk. Check-listlerimizin tamamlanması, erzakımızın yerleştirilmesi, su depolarımızın doldurulmasıyla beraber artık denize çıkmaya hazırdık. Kaptanlar toplantısının saat 14’te bitmesinin ardından, komodorumuz Tarık Akbaş liderliğindeki 8 teknelik filomuz Marmaris’ten ayrıldı.
Tarık Akbaş Kaptanlığında Jade, Sinem Dalkılıç kaptanlığında Ametist, Göktuğ Marmara kaptanlığında Famiel, Mehmet Onay kaptanlığında Yüksel 36, Kağan İncetan kaptanlığında Larimar, Özge Bozal ve Zülal Akarsu kaptanlıklarında Aquamarine, Egemen Can Gök kaptanlığında Onyx ve Berkay Varçok kaptanlığında Cornelian olarak geleneksel Batı rotamızda ilk destinasyonumuz olan Bozukkale’ye doğru yola çıktık. Saat 15.00 sularında filomuz Keçi adasını sancak bordasına alarak Marmaris körfezini terk ediyordu. Marmaris körfezinin rüzgârlarını arkamızda bırakıp, aslında ilk gün için mükemmel denilebilecek bir havada, 12 knot’ta yelkenlerimiz bastık. Kadırga burnuna kadar geniş apazda yaptığımız seyrimiz, saat 16.15 sularında Batıya dönmemizle beraber yerini orsaya bıraktı. Fakat dönüşümüzün ardından sağanaklarıyla 25 knot’ı bulan bir havayla yüzleştik. Kızıl Adası’na yaklaşırken hava yavaş yavaş yumuşadı. Keza saat 19.22 itibari ile Karayükşek dağı ardından kaybolan güneşi, yakınlaşmakta olduğumuz hedefimizi ve Kuzeydoğu’dan yaklaşan fırtına bulutlarını da göze alarak yelkenleri indirme kararı aldık. O şartlar altında, yanaşma veya demirleme operasyonunu riske atmamak amacıyla komodorumuz 19.40 sularında pozisyonumuza daha yakın olan Serçe Limanını yeni rotamız olarak anons etti. Her ne kadar içinde bulunduğumuz durum böyle olsa bile gün ışığıyla beraber kaybolan hilal ay ile Bozburun Yarımadası’nın silueti etkileyiciydi. 20.30 sularında Cornelian, Jade Ametist ve Onyx Serçe limanına girmişti. Artık gece seyrine başlamıştık ve yıldızlar kendilerini teker teker teşhir ediyordu. Yağmur çiseletişini de üzerimizde hissediyorduk ve karanlığı ara sıra çakan şimşekler aydınlatıyordu. Demir tutmama ihtimaline karşı Bozukkale’ye yanaşma kararı alındı. 20.40’da yeni rota anons edilmişti ve filo tekrardan Bozukkale’ye yönlendirildi. Güneyde, Rodos’un siyah ufukta kayan ışıkları eşliğinde Bozukkale’ye doğru olan gece seyrimize bu vesileyle başlamış olduk. Saat 21.00 sularında Çatal Adaları’nı sancağımıza alarak Kuzeye dönmüştük. 21.30 civarında ise bütün filomuz Bozukkale Koyu’nun içindeydi. Ametist, Jade ve Onyx bu koy içinde bağlanmak için müsait iskele arayışındayd. 21.30’da uzun ve yorucu bir ilk günün ardından uygun bir iskele bulunmuştu. 22.20 itibariyle ise kazasız belasız, filomuzun hepsi yanaşmıştı. Açık konuşmak gerekirse ilk gün için hayli heyecanlı ve bir o kadar da “olgunlaştırıcı” bir deneyim yaşamıştık, takdir edersiniz ki hak edilmiş başarı duygusuyla motorlarımızı kapadık.

4 Eylül sabahı ilk günün yorgunluğunu atmış bir şekilde, gece karanlığında farkına varamadığımız bir güzelliğe uyandık. Tabii ki takımımızın çoğu denize girerek siftahı da yapmış oldu. Teknede kahvaltılarımızı ettikten sonra, saat 12.02’de Ametist’in çıkışıyla yeni rotamız olan Söğüt’e doğru yola çıktık. Kale Burnu’nu batıya doğru dönmemizin ardından 10 knot rüzgâr bizi karşıladı. Saat 13 itibariyle filomuzun çoğu yelken basmıştı ve orsa seyirde Ala burnuna doğru yolculuğumuza devam ettik. Saat 14’e yaklaşırken Ala Burun’u sancak bordamıza, Simi Adası’nı ise iskele bordamıza alarak kuzeye yöneldik. Böylece Simi-Bozburun arasındaki geçide dar apaz seyrinde girmiş bulunduk. Yaklaşık yarım saat sonra Kızıl Burun açıklarındayken sönen rüzgârla beraber motor seyrine geçme durumunda kaldık. Filomuzun bir kısmı bu burnu dönmeleriyle Oğlanboğuldu mevkiinde alargada demirledi. Neticede denizde serinleme, öğlen yemeği ve biraz da katapult için kendimize iyi bir fırsat yaratmış olduk. Saatin 16’yı geçmesiyle demirlerimizi vira etmeye koyulduk. 15’i bulan havanın öğleden sonra tekrar gelmesini de fırsat bilerek Yeşilova Körfezi’nin içine doğru geniş apazda seyre başladık. Saat 17.30 civarında rotamız daha uygun bir destinasyon olarak Bozburun Belediye Marina Komodorumuz tarafından anons edildi. Balonları donatmak için ideal de bir fırsat yakalamıştık. Yeşilova’nın ortasına yaklaşmamızla beraber, Bozburun körfezine doğru pupa seyrine dönüldü. 18’i geçtiğimizde Zeytin Adası’nı sancağımıza alıp Bozburun’a giriyorduk. Yelkenlerimizi indirdik ve belde merkezine yöneldik. 19.30 itibari ile bütün takımımız marinaya yanaşmıştı. Medeniyete ve elektriğe kavuşmamızın rahatlığıyla sabah yapacağımız ders seçimine hazırlığa giriştik.

“5 Eylül sabahı saat 10’da bütün takım farklı bir yarışa hazırdı. Sis düdüğünün bir kez çalınmasıyla kıran kırana geçecek mücadeleye start verildi…” Ders seçimi yarışı muhtemelen bu gezimizin en problematik ve stresli süreciydi. Düşük internet hızında, şehir altyapısından çok uzakta zaten kilitlenmiş olan bir sistemde gelecek 4 ayınızı ve belki daha sonrasını belirleyecek bir işlem yapmaya çalıştık ve dersler kapış kapış gidiyor deyim yerindeyse. İşin şakası bir yana normalde okulda veya evde bilgisayar başında atlatmamız gereken bu süreci, takımla birlikte gezide deneyimlemek de değerliydi bana sorarsanız. Seçim sürecinin ilk aşamasını atlatıp, kahvaltılarımızı yaptıktan sonra su depolarımızı tazeleme ve sefer öncesi hazırlanma işine koyulduk. İroni bu ya, geleneksel coğrafi yarışımızı yapacağımız gün de 5 Eylül olarak seçilmişti. Saat 13’e yaklaşırken teknelerimiz marinadan ayrılıp start çizgimizin olduğu Zeytin Adası-Kızıl Ada hattına doğru yola koyuldu. Yelkenler basıldı ve normalde 13.30 olarak belirlenen start kısa bir tehirle verildi. Yarış rotamız Kızıl Ada’nın güney kıyısından, önce batıya, Atabol kayalıklarını sancak bordalarımıza almak üzere orsa seyriyle; sonrasında ise kayalıklardan kuzeye dönerek pupa seyrinde Ağıl Burnu’na ulaşma şeklindeydi. Finiş hattımız ise Dirsek/Ağıl koyunun girişi olarak belirlenmişti. Havamız ise 20’ye yaklaşıyordu. Çıkışımızın ardından erken tiramola atarak Atabol’u kerteriz alan Jade haricînde bütün tekneler açıktan seyretti. Atabol kayalıklarının ardından pupa seyrinde 10’un altına düşen rüzgârla da iyice kızışan mücadelenin ilk finişi saat 15.41’de Famiel tarafından verildi. Yarışın galibi ise Ametist olmuştu. Dirsek koyuna filomuzun girişi sonrasında yaptığımız yanaşma, demir atma, tornistan, zodyak ve MOB manevrası eğitimleri haricinde, yorucu bir yarışın ardından hak edilen denizin de tadı çıkarıldı. 18.20’de bütün tekneler kayalıklara kıçtan kara ve birbirlerine bordalamış halde demirlemişti. Takip eden gecede ise gezimizin medeniyetten ve ışıktan en izole durağına gelmiş olmamız bize denizi, yakamozları ve gökyüzünü, biz şehirliler olarak normalde şansımızın olamayacağı bir halde tecrübe etmemizi sağladı. Gökte bir yandan Samanyolu’nu, Pleiades açık kümesini, Marsı, Satürn’ü ve Andromeda galaksisini izlerken, bir yandan da denizde yakamozlar eşliğinde yüzme ve dalma fırsatı yakalamıştık. “Harika”, “inanılmaz” minvalinde yorumlar duyduğumu hatırlıyorum o gece için…

6 Eylül sabahı 11 sularında Dirsek koyundan ayrılıyorduk. Yorucu bir gün olması beklentimizdi, çünkü en uzun seyrimizi bugün yaparak geleneksel gezi yemeğimizi düzenleyeceğimiz Palamutbükü’ne kadar olan 30 millik yolu kat edecektik. Filo Dirsek’i terk ederek Simi adasına yöneldi. Ne yazık ki Simi’nin havayı engellemesinin de etkisiyle anemometreler 0’ı gösteriyordu. Saat 12’ye yaklaşırken Yunan karasularına girerek sancağını basmıştık. Saatler 13.00 gelirken Simi körfezinin içindeydik ve kimi mürettebatlar da burada alargadaki teknelerden denize girme şansı yakalamışlardı. 13.45 civarında Nimos ve Simi adaları arasındaki dar ve 4 buçuk metrelik derinliğe sahip boğazdan Komodor teknesinin önderliğinde dikkatlice geçtik. Boğaza yaklaşmamızla yükselen hava, çıkışımızda 15’e varıyordu ve yelken basma şansı yakaladık. Nitekim İnce Burun’u sancak bordamıza aldığımızda hava tekrar sakinleşmişti. Jade 16’da Palamutbükü’ndeydi. 18.54’de ise herkes Palamutbükü Limanı’na yanaşmıştı. İşte bu gece geleneksel gezi rakı balığımızı yaptığımız gece. Her ne kadar iple çekilse de o ana geldiğimizde içimizde bir burukluk beliriyor. Çünkü ne yazık ki seyahatimizi yarıladığımızın da habercisidir. Karaya ayak basmamız ve hazırlıklarımızın sonrasında “Şefim” restoranda 20.30 gibi ekiplerimiz buluşmuştu. Her seferki gibi konuşmalarla de yemeğimiz devam etti. Öncelikle ilk kez kulüp olarak aynı sofraya oturduğumuz bu akşamda başkanımız Sinem’e kulak verdik, bize bir ekip olarak nereden nereye geldiğimiz hatırlattı kendisi. Devamında ise komodorumuz Tarık’tan, aynı zamanda bir yelken takımı “mezunu” olarak da, duygulu ve samimi bir konuşma dinledik. Üstüne bunu kadeh kaldırma ritüelimiz izledi. Keza bu anda takımımızda emeği geçen ve aramızda bulunan bulunmayan hiç kimse unutulmamıştı. Muhtemelen takımımızdaki herkes şu akşamın, gezimizin en özeli olduğu konusunda hemfikirdir.

Uzun ve eğlenceli bir gecenin ardından 7 Eylül sabahına uyandık. Küçük bir not düşmek gerekirse, kanımca 2016 Güz gezimizin en keyifli durağı da başlı başına burasıydı, sakin olduğu kadar sıcakkanlıydı da. Geri dönüş yolumuza başlamadan önce karada edeceğimiz son kahvaltılarımızı da ettik ve biraz günlerin getirdiği yorgunlukla biraz da evvelki gecenin yorgunluğuyla rahat ve gecemiz gibi uzun bir sabah geçirdik. Sonuçta saat 13.00’e yaklaşırken filomuz Palamutbükünü terk etmekteydi. Bu sefer varış noktamız Yeşilova Körfezindeki Kızıl Ada olarak belirlenmişti. 10-15 knot arasında seyreden bir havada yelken bastık. Geniş apaz, Doğu istikametinde seyrediyorduk. Simi’nin etrafını dolaşarak Yeşilova körfezine girmeyi tercih etmişti. İşin aslı balon basmaya da el veren ideal rüzgârımızla beraber öğleden sonra hoş bir seyre başlamıştık. Fakat her şey istediğimiz gibi gitmedi, ama takdir edersiniz ki yaptığımız şey denizcilik ve aslında onun tadını bu tarz aksiliklerle alabiliyoruz, “denizi” anlayıp öğrenebiliyoruz. Olaylar şöyle gelişmişti: açılmasından yaklaşık 5 dakika sonra Ametist’ten motorlarının arıza yaptığına dair haber geldi. Şanzımanında bir problem olduğu anlaşılmışlardı. O andan itibaren Ametist tayfasını yorucu bir seyir bekliyordu. Ki an itibariyle hızlı bir yolculuk yapılabilecek deniz şartları mevcuttu. Ama güneş batmaya yaklaşırken rüzgâr da gücünü kaybetti ve Ametistin varışı riskli bir hal aldı. 19.22’de güneş Simi’nin arkasından batarken Jade, Famiel ve Ametist Yeşilova körfezinin ortasında belirledikleri buluşma noktasına yaklaşıyordu. Simi’nin Kuzeyinden gelen Ametist ve Famiel ile Seskli istikametinden gelen Jade saat 20.00’da Kızıl Ada’nın 1 mil güneyinde buluştu. Famiel Ametisti yedeklerken Jade de onlara eşlik edecekti. 20.06 gibi yedekleme işlemi başarıyla gerçekleşmişti ve filonun geri kalanının demirlediği Kızıl Ada’ya doğru yavaş bir seyre başlandı. 21.30’da, tüm teknelerimiz kazasız belasız birbirlerini bordalamış ve demirlemişlerdi. Bu operasyonda emeği geçen kaptanlarımızı ve ekiplerini soğukkanlılıklarından dolayı tebrik etmekte fayda var. Bu akşam, yoğun günün üzerimizde bıraktığı ağırlığı en iyi teknemdeki ekibimin neredeyse hepsinin dışarda, uyuyakaldığı an tasvir ediyor. Ki “çılgın” enerjilerini çok iyi koruyan 1 veya 2 tayfa hariç bütün arkadaşların benzer bir gece geçirdiğini zannediyorum.

8 Eylül’de sabah 9’da Bozburun’a geçen Jade, Marmaris’ten gelen ustaları da alarak Kızıl Ada’ya geri döndü. Çok kısa bir tamirin ardından şanzımanın değiştirilmesiyle arıza giderilmişti. 11.30’da onları da medeniyete geri bırakmamızla beraber gezimizin bir sonraki ayağına hazırdık. Geldiğimiz rotayı ters istikametten kat edecektik, destinasyonumuz tekrardan Serçe limanıydı. İlk olarak Kızıl Burun’u kerteriz alan filoyu en fazla 5 knot’a varan bir hava bekliyordu. Saat 13.30’a geldiğimizde, burnu Güneye doğru dönmüş ve Simi’yi iskelemize alarak Tuğla limanı açıklarına varmıştık. Alargada geçirdiğimiz 1-2 saatte son kere birlikte açık denizde suya girme fırsatı yakalamıştık. Güneye doğru seyre devam ederek Ala Burnu döndük. Saat 16.00’yı aştığında Kuzeydoğuya dönmüştük ve 10’un üstüne çıkan havadan istifade ederek yelken bastık. 16.10 sularında Çatal Adalarını aşarken 16.30’da rüzgâr hızı 20’yi bulmuştu. 17.15 civarında ilk kez gündüz gözüyle gördüğümüz Serçe limanında demirlemek için yer arayışına başladık. Günübirlik gezi tekneleri, yatlar ve mavi tur guletleriyle dolu olan koyda müsait yerlerde yosunlu zeminden dolayı fırtınaya varan bir havada demirin taraması kaçınılmazdı. Absürd bir şekilde ilk günümüz gibi Serçe limanından mecburen cayıp tekrar Bozukkale’ye dönme kararı alınmıştı. 18.20’de Serçe’yi terk edip son gecemizi geçireceğimiz koya yönelmiştik. Saat 19’a yaklaşırken, filo korunaklı olan Bozukkale’ye girmişti. 20’de ise değerini iyi bileceğimiz son akşamımız için tüm ekipler bordalamış vaziyette iskeleye yanaşmıştı.

En hüzünlü günümüz, 9 Eylül. Marmaris’e yapacağımız uzun seyir için 9.50 gibi erken bir vakitte Bozukkale’den çıkışımızı yaptık. Son kez mavi suların tadını çıkarmak için Gebekse’de demirlemeye karar verdik. 12.40 civarı İnce Burun’u dönerek molamızı verdik. Fakat bir ayrıntıyı atlamayalım, geleneksel Zodyak savaşlarımız için mükemmel şartları da yaratmıştık. Geriye kalan son enerjimizle bolca ıslandığımız ve eğlendiğimiz bir saat olmuştu. Bunun üstüne de yelken yapmaya da açıkçası pek takatimiz kalmamıştı. 14.15 gibi filo Gebekse’yi terk ettik. 15.00’ı gördüğümüzde ise Kadırga Burnu’nu iskelemizde bırakarak dönüp, Keçi Adası’nı ve Marmaris körfezini karşımıza aldık. Artık veda vakti yaklaşıyordu. Tüm ekipler gezi sonu değerlendirmelerini yaptılar, körfezin içine girerken kaptanlar feedbacklerini verdi. Saat 17 sularında Marina’dan benzin alma işlemlerimizi tamamlamıştık ve 18.30 itibariyle tüm filo Netsel Marina’daki pontonuna yanaşmıştı. Teknelerimizin son kontrolleri ve ekip fotoğraflarımızın çekimi ardından ayrılma vakti de gelmişti.

İşte unutulmaz, keyifli, bir o kadar da olgunlaştırıcı ve eğitici Güz 2016 gezimizin sonuna geldik. Zorluklara, yüzleştiğimiz problemlere rağmen asla takım ruhundan vazgeçmedik. Eğlenmesini de her zamanki gibi iyi bildik. Tecrübeli veya tecrübesiz her denizcinin böyle seyahatlerde öğrendikleri zaten saymakla bitmiyor kanaatimce. Hele hele burada gördüğüm ortamın bir benzerini bulmak da bana neredeyse imkânsız geliyor. Son olarak jurnalimizi noktalarken bu geziyi mümkün kılan bütün üyelerimize, Komodorumuz Tarık’a ve teknem Jade’nin çok değerli mürettebatına; kaptanlarımız Sinem, Göktuğ, Berkay, MSO, Kağan, Zülal, Özge ve Egemen’e ve tüm tayfalara en içten şekilde teşekkür etmek istiyorum.

Bahar Gezisi 2016

Seda Aracı’nın kaleminden,

Spring break öncesi yoğun geçen bir haftanın sonunda 15 Nisan Cuma akşamı güney otoparkta buluştuğumuzda herkesin yüzünde aynı heyecan vardı. 12 saat süren keyifli otobüs yolculuğumuzun ardından Marmaris Netsel Marina’ya ulaştık. Hiç vakit kaybetmeden her ekipten birkaç kişi mutfak alışverişine giderken kalanlar teknelerinin kontrolünü tamamladı. 14.30’da Boğaziçi Yelken Takımı olarak 68 kişiden oluşan dokuz teknelik filomuzla komodorumuz Umut Soysal eşliğinde dört gözle beklediğimiz bahar gezisi için hazırdık.
For everybody who is nervous you will have to wait a great deal of and fill in loads of sorts to just place an order then let us let you know that we aren’t that kind of British essay expert services buy essay cheap Our authors will make sure to adhere to exactly your whole needs and instruction. They are going to make an essay which may be tradition tailored inside your actual goals, as a way to acquire the best attainable quality.
İlk gün 10 knot üstüne çıkmayan hafif havada ekipler teknelerini ve birbirlerini rahatça tanıma fırsatı buldu. İzbarço, camadan, kazık gibi temel düğümler uygulamalı olarak gösterildi. Saat 18.30 sıralarında Ekincik koyuna yanaştık. Herkes ilk gün heyecanıyla birlikte hazırladıkları yemeklerini yedikten sonra, teknelerde kimi gruplar oyunlar oynarken kimileri sessizce yıldızları seyretti.
Pazar sabahı 8.30’da uyandık. Güzel bir kahvaltının ardından kendimizi Ekincik’in masmavi sularına bıraktık. Buz gibi suyla kendimize geldik. Saat 10.30’da Gemiler Adası’na doğru yola çıkmak için tüm hazırlıklarımız tamamlanmıştı. Teknelerde navigasyon eğitimi verildi. Uzaklık hesaplamaları yaptık. Bu kadar kolay ve eğlenceli olacağını düşünmemiştim. Şeytancık koyuna kısa bir süreliğine demir attık. Oradan ayrılınca 8 knot havayı fırsat bildik ve yelkenlerimizi açtık. Balon donattık ve bastık. Her fırsatta yeni şeyler öğrendiğimiz seyrimizin ardından hava kararmadan Gemiler Adası’na yanaştık. Burası Bizans kalıntılarını barındıran ıssız bir adaydı, gezinin en güzel gecelerinden birini geçirdik.
Ertesi gün sabah erkenden zodyaklarımızla karaya yanaştık ve Gemiler Adası’na tırmandık. Manzarası gerçekten görülmeye değerdi. Bu fırsatı kaçırmadık ve bolca fotoğraf çekildik. Hızlı bir kahvaltının ardından 5 mil uzaktaki Kabak koyuna gitmek üzere Gemiler Adası’ndan ayrıldık. Yolumuzun üstündeki Kelebekler Vadisi’ni görmeden geçmedik. Onyx teknesinden Selman direğe basıldı ve Kelebekler Vadisinin masmavi sularında unutulmaz anlar fotoğraflandı. Doğu rotamızın son durağı olan Kabak koyuna vardığımızda teknelerimizi bordaladık. Zodyaklarımızla karaya çıkartma yaptık, bol bol yüzdük. Oradan ayrıldığımızda saatlerimiz 15.30’u gösteriyordu. 5 knot havada yelken yapmak istedik. Hafif havada orsa giderken dümen tutmayı iyice öğrendikten sonra Hamam koyuna yaklaşırken geçtiğimiz dar boğazdan hemen sonra bizi karşılayan 10 knot rüzgar hepimize iyi gelmişti. Orsa seyirde tekne yatarken dümen tutmanın keyfi bambaşkaymış. Gün batımından hemen sonra Hamam koyuna yanaştık. Buraya Kleopatra tatil için geldiği zamanlarda hemen denizin kenarına yaptırdığı hamam kalıntıları nedeniyle Hamam deniyormuş.
Gezinin beklenen günü gelmişti. 4.günümüz olimpiyat günüydü. Sabah 9’da uyandık ve Hamam koyundaki tesiste kahvaltılarımızı yaptık. Hemen ardından olimpiyat kayıtları başladı. Tshirtlerimizi giydik ve üç takıma ayrıldık. Bilgi yarışması, kürek, dalış, koşu gibi alanlarda yarışan ekiplerin birincisi ise kaptanlarımız ve yardımcı kaptanlarımızdan oluşan ekiple finalde yarıştı. Oyunların ardından sıra Match Race’e geldi. Dokuz ayrı ekip yarışa katıldı. Yarışlar biter bitmez Hamam koyundaki yorucu ve bir o kadar da keyifli geçen günümüzü geride bırakarak Göcek’e doğru yola çıktık. Göcek Belediye Marina’ya yanaştığımızda hava kararmıştı. Dört günün sonunda duşlarımızı aldık ve geleneksel rakı balık akşamı için hazırlandık. Limon restaurantta hepimiz yerlerimizi aldıktan sonra başkanımız Göktuğ Marmara ve komodorumuz Umut Soysal’ın açılış konuşmalarıyla gecemiz başladı. Asıl sürpriz ise saymanımız Kağan İncetan’dan geldi. Akşam yemeği kulübümüzün hediyesiymiş. Kadehler kaldırıldı ve sabaha kadar doyasıya eğlendik.
Gezi başladığında koskoca bir haftamız var diye düşünüyor insan, uyandığımızda yalnızca iki gün kaldığını bilmek hepimiz için üzücüydü. Gezi yemeği sonrası zaman nasıl geçiyor fark etmeyeceksiniz demişlerdi, öyle de oldu. Sabah geç saatlere kadar uyuduk önceki günün yorgunluğunu üstümüzden atmalıydık. Birçok ekip gibi biz de kahvaltı için Göcek’teki küçük cafelerden birini tercih ettik. Teknelerimizdeki eksikler için yeniden markete girme fırsatı bulduk. Mutfak ihtiyaçlarımız da tamamlandıktan sonra hızlı bir şekilde teknelerimizi neta ettik ve saat 14.00 gibi Göcek marinadan ayrıldık. Hava raporlarına göre bugün rüzgarlı bir hava bizi bekliyordu. Bol bol yelken yaptık. Herkes sırayla balon bastı. 5.gün seyrimiz Göbün koyuna yanaşmamızla son buldu. Yanaşma biralarımızı açtığımızda günün tüm yorgunluğunu üstümüzden atmıştık.
Perşembe sabahı Göbün’den ayrıldığımızda saatlerimiz 9 buçuğu gösteriyordu. Ekincik koyuna doğru yola çıktık. Yolda komodorumuzun anonsuyla coğrafi yarış yapacağımız haberini aldık. 12.15’te belirtilen noktadan start aldık. Biz yarışırken kaptanımız yemeklerimizi hazırladı. Son finish saati 18.30 olarak belirlendi. Altı saat boyunca sürekli vitamin mineral takviyesi aldık ve sonuna kadar yarıştık. Gezi boyunca ilk kez 20 knot hava gördük, hepimiz için güzel bir yarış deneyimi oldu. Birinciliği ise Ametist aldı. Gezideki ilk durağımız olan Ekincik’e yanaşmadan önce tornistan eğitimi aldık. Suya attığımız usturmaçaya çarpmadan yanına gitmek zor olsa da üstesinden geldik. Akşam olduğunda hepimizde geçtiğimiz altı günün tatlı yorgunluğunun yanında son akşamın hüznü vardı.
Cuma sabahına uyanmak istemedik, uyanınca günün bitmesinden korkuyorduk. Dopdolu geçen bir haftanın sonuna gelmiştik. Larimar olarak son kahvaltımızı benim hazırladığım gözlemelerle yaptık. Sabah uyanır uyanmaz annemden aldığım tarifle yaptığım bol kaşarlı gözlemeler tüm ekipten tam not aldı. Yola çıktık, henüz katapult yapmamıştık. Katapultsuz gezi mi olur dedik onu da yaptık. Video çekmeyi de ihmal etmedik. Netsel Marina’ya yaklaşırken gezi değerlendirmemizi yaptık. İlk günlerde bilmediğimiz bir dilde konuşan birini dinlermişcesine yabancı olduğumuz terimler artık ne kadar da kolaydı. Pasarella, balançina, vardevela, puntel, tonoz, bimini… Hepsini tek tek sayabilmek kendi adıma büyük başarıydı. Bolca güldüğümüz, fazlaca eğlendiğimiz, yelkene dair çok şey öğrendiğimiz, bitmesini hiç istemediğimiz bahar gezisinin sonuna gelmiştik.
Anlatılanlar az kalır, bu eşsiz deneyimi yaşamak gerekiyor. Unutamayacağım ilk gezimi bu kadar mükemmel yapan başta kaptanım Egemen yardımcı kaptanım Aslıgül ve Larimar ekibine sonrasında tüm arkadaşlarım adına komodorumuz Umut ve kaptanlarımız Göktuğ, Sinem, Deniz Can, MSO, Berkay, Mert ve Kağan’a sonsuz teşekkürler.

 


 

Kış Gezisi 2016

Ozan Yakar’ın kaleminden,
Dört teknelik filomuzla denize açıldığımız kış gezisinden döneli sadece bir kaç gün oldu. Havanın el verdiği her fırsatta yelken yaptığımız, bol bol gülüp eğlendiğimiz, tüm yorgunluk ve zorluklara rağmen neşemizi kaybetmediğimiz bu haftanın güzel anılarıysa etkisini daha uzun süre devam ettirecek gibi duruyor.
23 Ocak Cumartesi günü tüm ekip Marmaris Netsel Marina’da toplanmıştık. İlk günün klasiği mutfak alışverişi ve tekne kontrolleri tamamlandıktan sonra komodorumuz Özcan Vardar’ın önderliğinde batı rotamızın ilk durağı Çiflik’e doğru seyre başladık.
Kadırga burnuna kadar pupa indik. Kadırga burnunda sağanaklarda 25’e çıktığı için anayelkene camadan vurduk. Çiftlik’e vardığımızda iskelelerin tahtaları toplanmıştı. Bu yüzden yanaşma biraz atraksiyonlu bir şekilde gerçekleşti.
Çiftlik’te sabah uyandığımızda hava -2 dereceydi. Teknenin tavanında gece nefes alıp vermeden kaynaklı su damlaları oluşmuştu. Sabah 10 gibi tüm tekneler Çiftlik’ten ayrıldık ve Bozburun’a doğru ilerledik. Kızıl Ada’ya kadar rüzgar yok denecek kadar azdı. Kızıl Ada’dan sonra rüzgar ortalama 25-30 knot sağanakta da 35-37 knot esiyordu. Dalgalar boğazın ortalarına doğru çok büyüdüğü için filo kıyıya yakın seyir yapıp boğazı geçti. Gün erken karardığı için gece seyri de yaptık. Yaklaşık akşam 9.30 gibi tüm tekneler Bozburun’daki limana yanaşmıştı.
3. günümüzde ilk olarak Mert Ergen ilk yardım konusunu bize anlattı. Sonra Aslıgül Keskin ve Tunahan Akbaş bize sert hava ve mob manevralarını anlattı. Derslerden sonra dirsek koyuna orta havada orsa seyri yaptık. Bazı tekneler de usturmaçalarla mob manevralarını çalıştı. Dirsek koyuna hava kararmadan vardık.
Ertesi gün ilk olarak Kerim Yıldırım bize dünya turu yarışlarından bahsetti. Sonra Egemen Can Gök bize takım yarışlarını anlattı ve Denizcan Kalender de bize yanaşma ayrılma konusunu anlattı. Biz de anlatılanları pekiştirmek için yanaşma ayrılma çalıştık her tekne 6 kere iskeleye yanaştı ve ayrıldı daha sonra da her tekne 6 kere demir attı. Yanaşma ayrılma pratiklerinden sonra Selimiye’ye doğru yola çıktık. Tüm tekneler balon seyri yaptı ama havanın kararmasına yakın hava iyice bittiği için balonları indirip biraz motor seyri yaptık. Selimiye’de Sardunya restoranın iskelesine yanaştık. Hem kendisi hem de yemekleri güzel olan Sardunya restoranda geleneksel gezi rakı balığımızı yaptık. Akşam yemeğinde kadeh kaldırma ritüelimiz komodorumuz Özcan Vardar, başkanımız Göktuğ Marmara, kaptanlarımız Ferit Öztürk ve Umut Soysal ve gezimizin en genç üyesi Ozan Yakar’ın konuşmalarıyla başladı. Tabi kaldırılan kadehler de fondiplenerek indirildi. Yemekten sonra komodorumuz Özcan Vardar’ın seçtiği shackleton’s captain belgeselini tüm ekip izledik.
5. gün ilk olarak Ozan Yakar ve Eda Biricik hafif havada yelken trimini anlattılar. Daha sonra Sueda Evirgen Solo Okyanus Yarışlarını anlattı. Tabi sonra geleneksel takımiçi yarışımız vardı. Kaptanlar dışındaki tüm ekiplerin birbiriyle yarıştığı bu organizasyon malesef hava şartlarının talihsizliği ile karşılaştı. Havanın 0-5 arası knotta seyrettiği, teknelerin zaman zaman hareket etmediği rüzgar bir süre sonra tamamen bitti ve bundan dolayı yarış abondone oldu. Günün kalan zamanında motor seyriyle Bozburun’a geri döndük. Hava karardıktan sonra Bozburun’a yanaştık.
Bozburun’dan çıktığımızda hava hafifti. Bazı tekneler yedek yekelerini denediler. Daha sonra filodaki herkes bir mob manevrası denemesi yaptı. Hafif hava trimi ve balon seyri çalışıldı. Akşam Bozukkale’ye erken varan ekipler güneşi kaleye çıkıp batırdı.
Cuma sabahı son günümüze uyandığımızda, adeta bir bahar gününe şahit olduk. Hava o kadar sıcaktı ki bazı insanlar denize bile girdi. Keyifli bir dönüş yolculuğu yaptık. Ortalama 10 knot esen rüzgarda tüm tekneler Marmaris’e kadar balon seyri yaptı. Akşam 5 gibi Netsel Marina’ya yanaştığımızda yelkene dair çok şey öğrendiğimiz, şehirden uzak olmanın tadını çıkarttığımız, çok eğlendiğimiz, güldüğümüz tadi damağımızda bir gezinin daha sonuna geldik.
Seyir sırasında ne kadar üşüsek, ne kadar yorulsak da gezinin en zor yeri veda zamanı. Vedayı bu kadar zorlaştıran ve geziyi bu kadar güzelleştiren komodorumuz Özcan Vardar’a ve kaptanlarımız Göktuğ Marmara, Ferit Öztürk ve Umut Soysal’a tekrar teşekkürler.